Kuş-Evi--Eva-Meijer

Yazar: Eva Meijer
Çevirmen: Gül Özlen

Kemancı Gwendolen, “Len” Howard (1894-1973) kırk yaşına bastığında, kuşların arkadaşlığını insanlarınkine tercih eder. Londra orkestrasındaki koltuğunu bıraktıktan sonra Sussex’teki küçük bir köy olan Ditchling’e taşınarak “Kuş Evi”ne yerleşir ve bahçesindeki kuşların davranışlarını incelemeye başlar; zamanının ötesinde olan bir iç görü kazanır ve gününün çoksatanları arasına girecek iki kitap ve makaleler yayınlar.

Eva Meijer’in yeni romanı, Len Howard’ın hayatından ve eserlerinden esinlenmiştir. Galler’de varlıklı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Len kuşlara ve müziğe olan sevgisini babasından almıştır. Birlikte sahne aldıkları gecelerde babası şiir okurken, Len ona keman ile eşlik eder. Daha o günlerde, genç hanımlar için belirlenmiş geleceğe karşı mücadele verir. Evlilik ve çocuk sahibi olma fikrini rahatsız edici bulur. Ve böylece hayatını müziğe adamak üzere Londra’ya yerleşir.

Orkestranın yıldızlarından biri olmasına rağmen kontrolsüz şehir hayatı, müzisyenler arasındaki dedikodular ve söz konusu erkekler olduğunda sevgilisinin sadakatsizliğinin sebep olduğu güvensizliğiyle baş etmekte zorlanır. İnsanların dünyası, annesinin ona çocukken giydirdiği elbiseler gibi sıkar onu. Ditchling’de hayat, temiz havada derin bir soluk almaya benzer. Kelimesi kelimesine doğrudur bu zira kulübesinin penceresi daima açıktır ve kızılgerdanlar, baştankaralar ve kara tavuklar içeriye istedikleri gibi girip çıkabilirler.

Kuşların çoraplarının ipliklerini söküp yuvalarında kullanmalarına izin verdiği bahçeye, postacının girmesine dahi müsaade etmeyen Len, giderek neredeyse bir münzeviye dönüşür. Meijer, Len’in gençliğini, Londra’da geçen günlerini, Kuş Evi’ndeki gündelik işlerini, en sevdiği baştankarası Star’ın hikâyesiyle birlikte dokuyarak dingin bir portre çizer okura.

Meijer’in huzur veren cümleleri Len’in kuşlarla kurduğu olağanüstü ilişkiyi sevgiyle tasvir eder. Özellikle sayı saymayı öğrenen Star ve her biri kendi davranış ve farklılığını sergileyen Baldy, One-Eye ve Tinky ile olan ilişkisini öne çıkarır. Len, Londra’nın işlek caddelerini arşınlarken, “Hiç kimse yeterince yakından bakmaz,” diye düşünür. Ancak, kuşların ötüşlerinin ve kanat çırpışlarının billur gibi duyulduğu, gürültüden ve parazitten arınmış bir roman olan Kuş Evi’nde böyle bir durum söz konusu değildir.